Sanırım, Ana Kraliçe Dr.Po 'nun dükkanına gelen en renkli karakterlerden biri.
Hoş diğer karakterlerin de ondan aşağı kalır yanı yok. Gökkuşağını hiç aratmayan renklere sahipler.Bizi de zengin ve eğlenceli bir aile haline getiren de bu renkler ve farklılıklar.
Bana Dr.Po olarak, grubun babalığı düşünce, ona da analığı yapışıp kaldı. Yaş ve tecrübe gereği diğer küçümenlerden ileride oluşumuzdan, diğerleri çocuklarımız rolünü üstlenmiş oldular.
Bu planlı yapılan bir şey değildi. Yaşanmışlıklar gözden geçirildiğinde, bizler ana ve baba gibi davrandığımızı geç de olsa fark ettik.
Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim. Çok iyi çocuklar yetiştirmişiz :)
Normal olup olmadıkları ile ilgili çok kesin bir yargıya varmak biraz imkansız gibi gözükse de, bu grubun içerisinde, normal birinin barınabilmesi zaten biraz güç.
Ana Kraliçe, yaş itibarı ile "Kırk'a beş var" durağını geçti. Benden sonra ikinci sırada. Aramızda en yaş almışımız :) " Diva" olsa da, bunu bizi lanetlemesinden korktuğumuz için asla yüksek sesle söylemez, söyleyeni de hemen uyarırız. Onun mekanda olup olmaması bir şeyi değiştirmez.
Sözün kısası, grubun en büyüğü benim. Yani Dr.Po . Diva'yı yaş sıralamasında orta sıralarda kabul ediyoruz :)
Herkesin profilini yazarken, değinmeyi unuttuğum önemli noktalar mutlaka olacaktır. Yine de zaman içerisinde bu eksiklikler doğal olarak yerlerini bu blogda alacaklardır.
Aramıza henüz katılanlar var. Mutlaka bundan sonra da olacaktır. Onlar bana malzeme verdikçe :)) , ben bu blogda onları yazmaya devam edeceğim.
Ana Kraliçe'ye dönelim.
Ailedeki üç kızıl saçlı hatundan en güzel kızıl saç rengine sahip olan ben olduğum için,
( diğerleri kedi kız ve ana kraliçe ) maalesef ana kraliçe aynı rengi tutturamadığı için, beni kıskanır. Bu sonsuza kadar da böyle sürüp, gidecektir. Fakat burada önemli olan, Kraliçe'nin bunu söyleyecek kadar kendi ile barışık olabilmesidir.
Onunla yaşadığımız bir çok olay var. Mesela kendi doğum gününe katılmadığından, bizim doğumgününü onsuz kutlamamamız gibi.
Ya da yüzmek için gittiğimiz havuzda, kuğu zerafeti ile saçlarını savura savura bize, cd'de çalan parçayı playback yapıp, suyun içerisinde kuğu balesi yapışı gözlerimizin önündedir. Bu bir çoğumuz için olağan olsa da, adı üzerinde, Ana Kraliçe'nin ağırlığı ile tezat oluşturmaktadır.
Kendisi " Hiç bir şeyime önem vermem, ama ağız sağlığıma önem veririm" der, bu yüzden de ağız sağlığını bozacak şeyleri yemekten kaçınır :)
Konu yemek yemeye geldiğinde, o da tıpkı Dr.Po gibidir. Yaşamak için yemek yerine, yemek için yaşayanlardandır. Üstelik çok da iyi bir aşçıdır. Kilo problemi varmış, yokmuş umursamaz. Son yaptığı Cheesecake fiyasko ile sonuçlandığından, içine dert olmuş ama çareyi bisküvileri yeteri kadar ezmediğini düşündüğü Cemil'i suçlamakta bulmuştur.
Aramızda en iyi aşçı ünvanını biz ona vermeden, kendisi ilan etmiş olup, bir de bunu kafamıza kakmaya bayılır. Hangimizin evinde yemege davetli ise, evsahibi yemeği pişirirken, Ana Kraliçe tek kaşı havada, mutfağa girer ve teftişe başlar. Bazen de onu yemek yaparken, mikrofon olarak tuttuğu tahta kaşık ile, uzun saçlarını savura savura dans ederken de görebilirsiniz.
Şarkı söylemeye bayılır ve popüler olduğu kadar, nostaljik şarkıların da bir çoğunu bilir.
Seksi Ses'in programına istek yapmasa dahi, seksi ses mutlaka onun sevdiğini bildiği ya da seveceğine inandığı bir parçaya programında mutlaka yer verir. Ana Kraliçe bu şarkıları yüksek sesle seslendirirken, ben Dr.Po şarkının sözlerinden ve de solistinden çoğu zaman bihaber olduğumdan, aval aval ona bakarken, çocuklarımız çoğu zaman onun şarkılarına eşlik eder.
Michael Jackson'ın Thriller şarkısının video klibini canlandırmaktan geri kalmadığını ve bizleri gülmekten neredeyse komaya soktuğunu söylemiş miydim?
Tabii ki kendisi başroldeki Michael Jackson'a hayat vermektedir. :)
Dedik ya hani ilginç karakter diye, bu sebepten ötürü ilginç huyları da vardır. Mesela trafikte giderken arabasının kapılarını kilitler.
Amatör olarak fotoğrafçılık ile uğraşır ve hafta sonları dağ bayır gezer. Bunlara çoğu zaman aileden çocukları da dahil eder. Dr.Po'nun bir sonraki hedefi onu bir kişisel fotoğraf sergisi açması için ikna etmektir.
İyi bir kitap okuyucusudur. Öyle ki, çoğu zaman kitaptaki karaktere eğer kızdıysa bunu Dr.Po'nun dükkanında kendini kaybederek, yüksek sesle ifade etmeyi bilir.
Bekardır. Ama bakınmaz :)
İlerleyen günlerde yeri geldikçe, Ana Kraliçenin fotoğraf çalışmalarına blogda yer vereceğim.
Dr.PO
Ana Kraliçe, yaş itibarı ile "Kırk'a beş var" durağını geçti. Benden sonra ikinci sırada. Aramızda en yaş almışımız :) " Diva" olsa da, bunu bizi lanetlemesinden korktuğumuz için asla yüksek sesle söylemez, söyleyeni de hemen uyarırız. Onun mekanda olup olmaması bir şeyi değiştirmez.
Sözün kısası, grubun en büyüğü benim. Yani Dr.Po . Diva'yı yaş sıralamasında orta sıralarda kabul ediyoruz :)
Herkesin profilini yazarken, değinmeyi unuttuğum önemli noktalar mutlaka olacaktır. Yine de zaman içerisinde bu eksiklikler doğal olarak yerlerini bu blogda alacaklardır.
Aramıza henüz katılanlar var. Mutlaka bundan sonra da olacaktır. Onlar bana malzeme verdikçe :)) , ben bu blogda onları yazmaya devam edeceğim.
Ana Kraliçe'ye dönelim.
Ailedeki üç kızıl saçlı hatundan en güzel kızıl saç rengine sahip olan ben olduğum için,
( diğerleri kedi kız ve ana kraliçe ) maalesef ana kraliçe aynı rengi tutturamadığı için, beni kıskanır. Bu sonsuza kadar da böyle sürüp, gidecektir. Fakat burada önemli olan, Kraliçe'nin bunu söyleyecek kadar kendi ile barışık olabilmesidir.
Onunla yaşadığımız bir çok olay var. Mesela kendi doğum gününe katılmadığından, bizim doğumgününü onsuz kutlamamamız gibi.
Ya da yüzmek için gittiğimiz havuzda, kuğu zerafeti ile saçlarını savura savura bize, cd'de çalan parçayı playback yapıp, suyun içerisinde kuğu balesi yapışı gözlerimizin önündedir. Bu bir çoğumuz için olağan olsa da, adı üzerinde, Ana Kraliçe'nin ağırlığı ile tezat oluşturmaktadır.
Kendisi " Hiç bir şeyime önem vermem, ama ağız sağlığıma önem veririm" der, bu yüzden de ağız sağlığını bozacak şeyleri yemekten kaçınır :)
Konu yemek yemeye geldiğinde, o da tıpkı Dr.Po gibidir. Yaşamak için yemek yerine, yemek için yaşayanlardandır. Üstelik çok da iyi bir aşçıdır. Kilo problemi varmış, yokmuş umursamaz. Son yaptığı Cheesecake fiyasko ile sonuçlandığından, içine dert olmuş ama çareyi bisküvileri yeteri kadar ezmediğini düşündüğü Cemil'i suçlamakta bulmuştur.
Aramızda en iyi aşçı ünvanını biz ona vermeden, kendisi ilan etmiş olup, bir de bunu kafamıza kakmaya bayılır. Hangimizin evinde yemege davetli ise, evsahibi yemeği pişirirken, Ana Kraliçe tek kaşı havada, mutfağa girer ve teftişe başlar. Bazen de onu yemek yaparken, mikrofon olarak tuttuğu tahta kaşık ile, uzun saçlarını savura savura dans ederken de görebilirsiniz.
Şarkı söylemeye bayılır ve popüler olduğu kadar, nostaljik şarkıların da bir çoğunu bilir.
Seksi Ses'in programına istek yapmasa dahi, seksi ses mutlaka onun sevdiğini bildiği ya da seveceğine inandığı bir parçaya programında mutlaka yer verir. Ana Kraliçe bu şarkıları yüksek sesle seslendirirken, ben Dr.Po şarkının sözlerinden ve de solistinden çoğu zaman bihaber olduğumdan, aval aval ona bakarken, çocuklarımız çoğu zaman onun şarkılarına eşlik eder.
Michael Jackson'ın Thriller şarkısının video klibini canlandırmaktan geri kalmadığını ve bizleri gülmekten neredeyse komaya soktuğunu söylemiş miydim?
Tabii ki kendisi başroldeki Michael Jackson'a hayat vermektedir. :)
Dedik ya hani ilginç karakter diye, bu sebepten ötürü ilginç huyları da vardır. Mesela trafikte giderken arabasının kapılarını kilitler.
Amatör olarak fotoğrafçılık ile uğraşır ve hafta sonları dağ bayır gezer. Bunlara çoğu zaman aileden çocukları da dahil eder. Dr.Po'nun bir sonraki hedefi onu bir kişisel fotoğraf sergisi açması için ikna etmektir.
İyi bir kitap okuyucusudur. Öyle ki, çoğu zaman kitaptaki karaktere eğer kızdıysa bunu Dr.Po'nun dükkanında kendini kaybederek, yüksek sesle ifade etmeyi bilir.
Bekardır. Ama bakınmaz :)
İlerleyen günlerde yeri geldikçe, Ana Kraliçenin fotoğraf çalışmalarına blogda yer vereceğim.
Dr.PO

1 yorum:
Bu kadar güzel anlatılamazdı bir insan :)
Yorum Gönder