15 Mart 2013 Cuma

ANKA KUŞU

Ailemizin en küçüğü.
Yirmili yaşların ilk yarısını henüz geçti.
Belki çok klişe olacak ama, yaşına göre gerçekten olgun ve hanımefendi bir yavrudur.
Öyle ki biz bazen onun edasından yaşını unutur, kendi hayatı ile yanlış kararlar almak üzere olduğunda, anne ve baba olarak en çok fırçayı ona atarız.
Hem de ne fırça.
Başını öne eğer ve dinler.
Ertesi gün gelip özeleştrisini yapar ya da bizi sinir etmeye devam eder. 
Oysa anne baba olarak hata bizde ( Yani Dr.Po ve Ana Kraliçe olacak olan kartlarda ) onun ne kadar genç olduğunu unuturuz çoğu zaman.
Hayatın düşe kalka yaşandığı alanlarda, yüreğinin kırıla kırıla öğreneceğini unuturuz.
Çünkü onu da tıpkı diğerleri gibi hep korumaya çalışırız.
Baba olarak ben kendimi kaybetsem de, annesi daha yumuşak ve sakin yaklaşır krizlerde kızımıza.
Ne de olsa anne :P
Sıkı bir kitap kurdudur.
Ana Kraliçe'nin okumaya başladığı bir kitabı hemen okumaya başlayarak, Ana Kraliçenin ruhunda sıkıntılar yaratmaya bayılır. 
Kitap okurken bir eli her zaman saçlarındadır. Eline aldığı bir tutam saçı büker, büker, büker... Kitap bitene kadar bu işlem devam eder.

Okur, yazar, öğrenmekten asla vazgeçmez.

Arada sırada sinir krizleri geçirip telefonlar fırlatır.
Bu anlarda, o kadar bağırır ki, o tiz sesi ile camların yıkılacağını sanırsınız. Tıpkı Darly Hannah'ın Denizkızı filmindeki sesi ile cam patlatma sahnesinin içine düştük sanırız kendimizi. ( Bu arada söyleyeyim ses kontrolüne ihtiyacın var :) )


Uzatmalı nişanlısına asla kıyamaz. Öyle ki ben makası alıp her kıymaya kalkıştığımda, beni engeller.
Yeni evinin dekorasyonunu henüz tamamladı. Şimdi sıra yeni bir arabada.
Onu tanıdığımdan bu yana dört sene geçti. Gün geçtikçe yakınlaştık. 
İlk başlarda tanıdığım, çevresini gözlemlemekle yetinen, pek fazla ses çıkarmayan kızın yerinde artık yeller esiyor.
Öyle ki Çılgın Rahibe'ye bazen öyle bir laf atar ki ( asla nezaketini bozmadan tabii ki ), bizim Çılgın'ın dumura uğramasını görmek ömre bedeldir. Herkes anın şokunu atlatmaya çalışırken, sessizlik uzar gider.

Kraliçe Elizabeth'i kıskandıracak çantalar taşıması ile hep gündemdedir. Öyle ki Cemil durmadan bu çantalardan birini alıp gitmekle tehdit eder.

Henüz edindiği köpeği ile şu aralar oldukça meşgul. Onun tüm ihtiyaçları ile bir anne sorumluluğu ile ilgileniyor.
Yemek yeme alışkanlığından bahsedecek olursak bu çok ama çok zor bir konu.
Domates yemez, salata yemez, her türlü yeşilliğe karşıdır. Kendini inek gibi hissettiğini söyler. Yeni tatlar denemekten çekinmez ancak kendi şartlarına uymaları halinde.
Onun için ne yemek yapacağımı düşünüp, karar vermeye çalışmaktan nefret ediyorum :)
İyi bir gözlemcidir. yeri geldiğinde konuşur, herkesin duygu ve düşüncelerine saygı gösterir. 

Yardımsever ve eli açıktır.
Belki üç kururşun hesabını yapmaz ama bütçesini iyi planlar. 
Fırın Makarnası pişirme konusunda Ana Kraliçe'ye gerçek anlamda bir rakiptir.
Kendisine vereceğim yemek siparişlerini yeni evine geçmesini beklediğim için askıya aldığımı bilir. 
Uzakları göreceği günleri iple çeker. Seyahat etmek onun her zaman gündeminde olacak bir konudur.

Amerikan Güreşi'ne bayılır ( Yok yani böyle bir şey). Aşağıdaki vatandaşi izlemek için kalkar yurtdışına gider. Ne diyeyim Allah akıl fikir versin :P

 
Duygusal çıkışları yoktur.
Soğukkanlılığını derin nefesler alarak korur, bunu yaparken aynı anda da gözlerini hızla arka arkaya kırpıştırır.

Peki neden mi Anka Kuşu? 
Çünkü, yanıp yanıp, küllerinden yeniden doğmayı bilir.



6 yorum:

Unknown dedi ki...

vayyyyyyyyyyyyyyy süpermişşş, bayıldımmmm :))))

adem dedi ki...

yok da bu kadar iyi analtılır.... süpersin dr. po

Unknown dedi ki...

Kesinlikle harika :)

Unknown dedi ki...

Wuhuuu süperdi bu ne güzel anlatmışsın bu arada çantada gözüm var benimmmmmm :))))

Unknown dedi ki...

anka kuşunda biraz kendımı bulmadım desem yalan olur... yanıp yanıp kullerınden yenıden dogmak.. bu söz benı bıtırdı zaten... klavye tuşlarına saglık DR. Po

Fatoş dedi ki...

:) Eline sağlık Dr. Po Süper bir yazı oldu.