Iki ay bekledikten sonra, daha fazla dayanamayıp oğullarını bir
psikoloğa götürmeye karar vermişlerdi. Şu ana kadar yapılan fiziksel
muayenelerde hiç bir bulguya rastlanmamıştı. Kilo kaybını tetikleyen
stres faktörlerinin olabileceğini düşünen doktorlar, Murat’ın anne ve
babası Ayla hanım ve Sinan beyi bir psikoloğa yönlendirmişlerdi. Onyedi
yaşındaki oğulları bekleme odasında üfleye püfleye otururken, kendileri
psikoloğun karşısında yerlerini almışlardı. Doktor sırası ile hem anneyi
hem babayı dinlemeye karar verdi. ‘ Ben Murat ile görüştüm. Sizin de
gözlemleriniz oğlunuzun durumu ile ilgili bize son derece faydalı
olacaktır. Buyrun sizi dinliyorum.’ dedi.
Orada bulunmaktan aslında hiç
de hoşnut olmayan Sinan bey heyecanla konuşmaya başladı, ses tonundaki
öfke hissedilebiliyordu. ‘ Okuldan gelir gelmez çantayı bir kenara
fırlatıp, doğruca bahçeye çıkıyor. Çimenlerin üzerine uzanıp saatlerce
gökyüzünü seyrediyor, arada bir gülümsediğine şahit oldum. Avazı çıktığı
kadar şarkı söylüyor ama bizimle asla konuşmuyor. Arada bir güllerle
bile konuştuğunu gördüm.!’ Psikolog başını sallayarak, önündeki kağıda
notlar almaya devam etti. Eşinin susmasını fırsat bilen Ayla hanım hemen
konuşmaya başladı. ‘ Eskiden onun idolü idim. Şimdi ise beni hiç
beğenmiyor. Beni sürekli eleştiriyor. Saç rengimin tonunun yanlış
olmasından, giydiklerimin bana yakışmamasından bahsedip duruyor. Kendimi
sürekli başka biri ile kıyaslanır hissediyorum. Eski romantik filmleri
izlemeye başladı. Sadece şiir okuyor ve arada bir de yazıyor. Eskiden
gazete bile okumazdı. Okula gittiği zamanlar masasının üzerinde akşamdan
yazdığı şiirleri buluyorum.’ Ayla hanım derin bir nefes aldı ve sustu.
Doktor ‘Peki bütün bunlardan başka rahatsız olduğunuz neler var?’ diye
sordu. Sinan bey hemen cevapladı. ‘Oğlumuzu tanıyamıyoruz. Artık
sağlıklı bir baba oğul ilişkisi yaşayamaz olduk. Maçlara götüremiyorum.
Televizyonda boks maçı hatta Van Damme filmlerini bile izlemez olduk.
Görüntüsü ile ilgili de takıntılara sahip. Sürekli saçlarının modelini
değiştirip, tüm harçlığını kıyafetlere harcar oldu.’ Ayla hanım hemen
atıldı ‘Evet... evet alışverişe gittiğimizde, bijuterilere girip kalpli
ve melek logolu kolyelerden alıp duruyor. Evde olduğu zamanlarda gece
geç saatlerde, hava nasıl olursa olsun, balkona çıkıp gökyüzünü izlemeye
devam ediyor. Gizli gizli içki içtiğinden de şüpheleniyorum.
Hemen
hemen her gece sokaklarda. Odasında sürekli mumlar yakıyor ve Frank
Sinatra dinliyor. Hep ağlamaklı, bazense son derece neşeli.” Doktor
Sinan beye bakarak ‘Oğlunuzun hayatında özel biri olabileceğini
düşündünüz mü hiç?’ diye sordu. Sinan bey bir süre bekledikten sonra ‘
Olsaydı bunu bana söylerdi. Bir baba olarak görevlerimi yerine
getirererk onu kızlar konusunda sürekli cesaretlendirdim.’ Ayla hanım
paniğe kapılmıştı ‘Bu yaşta birine tutulmuş olabileceğini mi
söylüyorsunuz?’ Kocasına dönerek kolunu tuttu ‘Sinan kim bu kız acaba,
ay hırlı mıdır hırsız mıdır?’ Sinan bey karısını teskin etmeye çalışarak
onun elini tuttu. ‘Ne diyorsunuz doktor hanım?’ Doktor gülümsedi ‘
Bence oğlunuz aşık olmuş’ dedi.
Anne ve baba şaşkınlıkla önce
birbirlerine sonra da doktora baktılar. İçin için bunu nasıl fark
etmemiş olduklarından ötürü hayıflanmaya çoktan başlamışlardı bile.
Oğullarının değişmesinden ötürü ona o kadar yabancılaşmışlardı ki, bunu
fark edememişlerdi. Odadaki sessizlik oldukça uzamıştı. Doktor onlara
bunun çok normal olduğunu, Murat’ın kişisel gelişimi ile ilgili çok
önemli olan bu evrede onun kesinlikle yalnız bırakılmamasını tavsiye
etmeye başlamıştı. Ayla hanım bir el hareketi ile doktoru susturdu.’
Doktor lütfen bana gerçeği söyleyin, bu ne zaman geçer?’ Doktor kısa bir
şaşkınlık yaşadıktan sonra gülümseyerek, şöyle cevapladı
‘İnanın o konuda bir çok
rivayet var.”
Dr.PO

2 yorum:
Çok güzel olmuş. Kendimi kaptırıp gidiyorum. Okudukça okuyasım geliyor. Umarım bol zamanın, bol keyfin, bol malzemen (!) olur da biz de zevkle yazılarını okumaya devam ederiz.
çok beğendim, kalemine sağlık Dr. Po :) her daim devamını dilerim
Yorum Gönder