Nerde kalmıştık.. Evet Sophia'yı aldık
Hah tamam.. En son kahve içiyorduk.
Ben masada bulunan herkesin kahve falına baktım.
Nasıl olsa kafamda bandanam var.
Saçlarım kırmızı kırmızı uçuşuyor.
Gözüme de takmışım, Sophia'nın cikletten çıkmış plastik turuncu gözlüklerini...
Gündüz vakti, bir kristal kürem eksik artık idare edin.
İşime ne gelirse herkese söyledikten sonra, bizimkiler, hayatlarında hiç görmemişler tabii yavrucaklar, bahçenin köşesinde duran salıncağa taarruza geçtiler. Ana Kraliçe'nin "Sen otur" demesi üzerine ben kuzu gibi yerimde oturmaya devam ettim.
Ana Kraliçe'nin bana neden otur dediğini sormayın, çünkü ben de sormadım :)
Ah ah görecektiniz hallerini..
Eski Türk filmlerinde, bir kaç genç hatun bir arada sebepsiz, yersiz kahkahalar atarlar oradan oraya koşuştururlar ya..
İşte bunlar da aynen öyle..
O salıncağa Afrodit gibi uzananlar mı istersin, aralarından bir tanesini tek olarak bırakmayıp fotoğraf karesine zorla dahil olanlar mı istersin... Çocuklar gibi şendiler anlayacağınız...
Çok geçmeden bana daral eglmeye başladı tabii.
Zaten oturtmuşlar beni köşeye.
Kısa süre sonra yeniden arabalarımıza binerek yol almaya başladık.
Yine şarkılar, türküler eşliğinde, öğle yemeğini alacağımız mekana geldik.
Vay vay..
Tabelaya bir bakarım balık restaurantı. Bayıldım tabii.
Deniz kenarında, harika bir restaurant.
Sophia süper seçim yapmış.
Kapıdan girer girmez garson arkadaş nereye oturmak istediğimizi sordu.
Yaklaşık on dakikalık bir süre zarfında, nereye oturabileceğimize karar vererek, gemi güvertesi şeklinde inşa edilmiş olan terasta oturmaya karar verdik.
Başlarda yanıma , Cemil'in oturmasının isabet olduğunu düşündüm.
Çünkü maşallah birinin eline fotoğraf makinesini aldığını görür görmez o karaye mutlaka dahil olur.
Bu, benim de hemen hemen her karede olacağım anlamına geliyordu.
Yemek ve içmek konusunda, Cemil'in yanında oturuyor olmam az kalsın mide fesadına uğramama sebep olacaktı. Yani inanın üzüm üzüme baka baka kararıyor.
İki büyük şişe Efes ve masadaki envaye çeşit meze ve ana yemeklerimizi sanırım sadece ikimiz yedik.
Ben pantolonun üst düğmesini açıp açmama arasında gidip gelirken, baktım Cemil, Sophia'nın kalamarlarına sarkmış "Ziyan etme ver ben yerim." diyor

3 yorum:
hahahahha bu süperdi ne varsa cemilde var hep aç hiç doyduğu görülmemiş :)))
Cemilin onunden patatesleri cekin :))
ne varsa o cıklet gozluklerınde vardı bı keremmm.. herseyı bu kadar guzel gormenı sagladı :)
Yorum Gönder