11 Haziran 2013 Salı

Uzun ince bir yol -1

Sabah kargalar henüz kahvaltı etmemişken, Ana Kraliçe'nin rezidansında toplandık.
Gruptan sadece Nazarlık yok, çünkü çalışmak zorunda.
Herkes kendini bir koltuğa atmış, yola çıkmak için Sophia ve Cemil'in gelmesini bekliyoruz.
İki araba olarak başlayan yolculuk, şarkılar türküler ile sürmekte.
Gidiyoruz gidiyoruz yol bitmiyor....
Gidiyoruz, gidiyoruz yol yine bitmiyor :)
Kendimi Shrek'de sürekli "Geldik mi?" diye soran eşek gibi hissetmeye başlıyorum.


Kısa bir süre sonra kahve içme bahanesi ile kendimizi arabalardan atıyoruz dışarıya.
Bu sefer sinek istilası başlıyor oturduğumuz yerde.
Cabucak ıcıyoruz kahvelerı.
Yenıden bınıyoruz arabalara.
Hava sıcak.
Esinti olsa da bunaltıyor.
Yol boyunca aklınıza gelebilecek her türlü saçmalık paylasıldıktan sonra öğle yemeğimizi alacağımız yere varıyoruz.
Arabadan her inen hafiften kaymış durumda.
Kapı kulu sarınmış turkuaz renkli bir paşminaya, Sexy ses baş ağrısından müzdarip, Cemil ve Prima Donna o kadar uzun süre araba kullanmaktan ötürü denge bulmaya çalışırken, Ana Kraliçe boynundaki kocaman fotoğraf makinesi ile börtü böcek çekmeye devam ediyor.
Yemekler sipariş edildikten sonra, arabayı biz kullanmayacağımız için, Ana Kraliçe ile hovardalık yapmaya karar verdık veeee kendimize birer Margarita söyledik.
Bildiğiniz gibi, margarita, limon suyu, buz parçacıkları ve tekiladan oluşan bir içkidir.
Bu arada masada hatunlar içki içme kararımıza çeşitli tepkiler verip kıkırdarken, içeceklerimiz geldi. beni veya Ana Kraliçe'yi alkol ile arası çok iyi olan birileri sanmayın. ben senede bir belki Margarita içerim. Ana Kraliçe'yi de öyle sanıyorduk ama maalesef o son haftalarda aramızdakileri içme konusunda teşvik eder oldu :P
İçkiler geldi ama, gelen içki siparişle örtüşmedi.
Ben Ana Kraliçe'ye "Dur içme" diyene kadar o bir yudum almış oldu tabii. İçer içmez de yüzü buruştu. "Bu çok tatlı be, bu ne biçim margarita?" dedi. "İçinde zeytin olması gerekmez mi?"
Gülerek cevap verdim. "Hayır." dedim o Martini, ama bu da zaten Sex on the Beach.
Bu arada bir sahil şeridinde bulunan resturantta yemek yemek üzere olduğumuzu söylemem gerek.
" Eee normal tabii" dedi Ana Kraliçe. Herkes soru soran gözlerle onu dinlemeye koyuldu. "Bunu içip doğru plaja" deyip koyverdi kahkahayı.
Kaç dakika güldüğümüzü hatırlamıyorum :)
Aslında bu gezi sırasında baya durgunduk hepimiz. Haftanın yorgunluğu mu dersiniz, yol mu sarstı dersiniz bilemem ama mahvolduk anlayacagınız.
Ya da en azından ben :)

4 yorum:

Unknown dedi ki...

aman gözümden yaş geldi vallahi gülmekten :))))
devamı 4 gözle beklenirrr :)))

adem dedi ki...

keşke bende orada olabilseydim.. eşek ile maceralar ne zaman yayınlanacak

adem dedi ki...

bayıldım... ama ben eşekler ile olan maceraları da öğrenmek isterim :)))))))

Unknown dedi ki...

aman oyle bır anlattınkı 5 dakkada vardık sankı yemek yerıne :) gel yanıma gel yanıma laylalaly lay gel yanıma :)