Keyifsiz ve tatsız, tuzsuz bir yemeği yemeğe koyuluyoruz.
Masada Kapıkulu, Cemil'in başına paşminası ile çorap örmekle meşgul.
Yüzündeki ifade "Bu iş böyle yapılır" şeklinde.
Kedi kız mayışmış, masanın üzerine kapaklanmış.
Primadonna kocaman kara gözlüklerinin arkasına saklanarak, uyukluyor.
Anka Kuşu delisi kitap okumaya başlamış.
Sexy ses, ben garsona "Siz margarita yapmayı bilmiyorsunuz." diye inatlaştığım için, "Ne mızırsın." diyerek beni sokuşturmakta.
Sophia, önünde duran yemeğini yiyip yememekte kararsızlık çekerek, çatalı ile kalamarları dürtmekte. Sanırım hala canlı olup olmadıklarını anlamaya çalışıyordu.
Başımı kaldırıyorum.
Naylon torba içerisinde bir sıvı, çardağa asılı sarkıyor kafamızın üzerinde.
Sinekleri uzak tutmak adına, içerisinde kimyasal olabileceğini düşünerek endişe ile "Bu da ne?" diye soruyorum.
Kızlardan gelen ceavp, su olduğu yönünde.
Küçük ot sineklerini kaçırmak için olduğunu söylüyorlar.
Şaşırtıcı, gerçek üstü bu açıklama karşısında, sessiz kalmayı tercih ediyorum.
Ertesi gün internetten yaptığım araştıramada olayın gerçekliği karşısında şaşırıyorum.
Naylon torbanın içerisindeki su, sineklerin gözünü kamaştırdığından yanaşmıyorlarmış :)
Yemekler bitiyor.
İlk konuşan ben " Ben DOYMADIM." Hahhahah
Kızlar şaşkınlık içerisinde bana bakıyor.
Allahtan hemen Ana Kraliçem'den destek geliyor bana. "Ben de.."
Böylece utanmam gereken an kenara atılıveriyor.
Ama yine de bu kötü yerde bir kuruş daha harcamaya niyetimiz yok.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder