8 Ekim 2013 Salı

ARIZALI

Bazı günler, günümüzün trend açıklamasıyla enerjimiz düşük olur.
Halk arasındaki tabiri ise "Güne kötü başlamak."
Üstelik sebepsiz yere.
Sabah evden çıktığınızda, yolda arabanızın lastiğiniz patlamamıştır.
Ya da yavuklunuz ile kavgalı değilsinizdir.
Geç kalmamışsınızdır, sınavınız yoktur, para kaybetmemişsinizdir, sağlığınız yerindedir.
Ama gün inatla kötü başlar.
Ve ardı ardına gelir beraberinde getirdikleri.
Trafik ışıklarında her sorumlu vatandaş gibi duraklarsınız, bir bakarsınız ki trafiğin en yoğun olduğu yerde trafik ışıkları çalışmıyor.
Ortalık savaş alanı gibi.
Uzaklara bakarsınız, acaba bir yerlerde hortum var da bir kaos mu yaşanıyor diye.
Yok yok öyle değil.
Trafik ışıkları çalışmadığından tüm ehliyet sahipleri aynı anda yolun ortasında geçmek için birbirleri ile yarışıyorlar.
Beklersiniz sakin sakin.
Sonra ibre yükselmeye başlar.
Hareket halindesiniz ama dikkat etmek gerek.
Can taşıyorsunuz ve can tatlı.
Benimki tatlı.
Sonra diğer arabalarda da canlar var diye daha bir sorumluluk biner omuzlarınıza.
Onların da canını korumak pahasına.
Gıdım gıdım ilerlersiniz.
İleride kavşak olmuş düğüm.
Görmek için teleskopa ihtiyaç yok.
Yüz bilemediniz yüz elli metre ileride.
Sonra arkanızdaki "İYİ" şöför başlar, kornaya basmaya.
Hangi akla hizmet bilemezsiniz.
Üzerinize alınmazsınız o çirkin sesi.
Ama adam inatla basar kornaya.
Neredeyse on saniyede bir.
Artık bana mı küfrediyor, çalışmayan trafik ışıklarına mı küfrediyor,  ileride gıdım gıdım yola çıkmaya çalışan araç sahiplerine "Kıpırdayın." dercesine mi o kornaya basıyor bilemiyorum.
Üç dakika dayanabildim.
Çektim el frenini indim aşağıya.
Kırmızı görmüş boğa gibiyim.
Aracın camı kapalı tıklattım. "Aç" dedim "Aç."
Bir baktım benden büyük bir amcam direksiyonda.
Bir elinde cep telefonu bir eli direksiyonda.
"Ne var?" dedi.
"Sen söyle" dedim "Ne var?"
"Trafiği görmüyor musun? dedi.
"Işıklar çalışmıyor görmüyor musun?" dedim.
Bir şey demedi.
İki adım attım arabama doğru ilerlemek üzere.
Alamadım hırsımı geri döndüm.
"Bir kez daha kornaya basarsan, hareket etmeyeceğim." dedikten sonra, bir şey demesine fırsat vermeden arabama bindim.

Trafik ışıkları arıza yapabilir, elektrik problemi olabilir.
Bunu anlayabilirim.
Bunun adına ARIZA denir.
Yetkililer önlemlerini alıp, hemen müdahele etmezlerse buna İHMAL denir.  
Trafikte seyir halinde iken kendi canlarından vazgeçtim, başkalarının canını tehlikeye atanlara "ARIZALI" denir.

O yüzden ehliyet verirken, şeker dağıtır gibi vermeyin rica ediyorum.

NOT ALDIM
Bir değer olarak empatiyi yaşayıp gösterebilmeye önem veriyorum. Biz Bilinci’nin oluşabilmesi için empati değeri olmazsa olmazlardan biri. Empati olmadan bir erkek iyi bir koca, bir kadın iyi bir eş olamaz. Empati olmadan bir insan iyi bir baba, iyi bir anne olamaz. Empati olmadan bir öğretmen öğretmenlik yapabilir, ama iyi bir öğretmen olamaz. Kısacası empati değerini özümseyip düşünce ve davranışında yaşatmadan, bir şahsiyet olmak mümkün değildir.
Doğan Cüceloğlu

Hiç yorum yok: