Bazıları sevmeyi bilmez.
Ne coşkuyla, hoyrat sevdalar yaratabilirler ne
de bir kadifeye dokunuş yumuşaklığında dinginlik yaratabilirler
ruhlarda.
Karanlıkta kaybolmuş, sürekli arayış içinde olan kayıp
ruhlardır onlar.
Kadın ve erkek olmanın kimlik savaşını veriyor olmaktan
dolayı, unuturlar yüreklerinin derinliklerini. Hep saklanacak köşeler
bulurlar.
Kayıp ruhlardır aslında onlar.
Kuralsız savaşıp, ihanet
etmeyecekleri, hain olmayacakları tek savaş meydanında hep haini
oynarlar. Oysa aşk denen sanat, ince dantellerin yüreklerde dokunup,
bedenlerin ruhlara örtü olduğu iki kişilik sevdadır.
Sözcüklerin
anlamsız kalmasıdır aşk.
Yüreklerimizde gizli kalmış, saklanmış dolu
dizgin, kabına sığmayan duyguları gün ışığına çıkarabilmektir.
Karşılık
beklemeden... Rekabete girmeden.... Kimliksiz, mekansız, zamansız aşık
olabilmektedir hüner. Kız Kulesi’nin yalnızlığında, karnaval neşeleri
yaşatabilmektir.
Aynasız güzelliklerin, karanlıktan aydınlığa
çıkarılmasıdır.
Vivaldi’nin dört mevsiminde, yedi rengi ruhunda taşıyabilmektir aşk.
Vivaldi’nin dört mevsiminde, yedi rengi ruhunda taşıyabilmektir aşk.
Sevdanın, özlemin, adanmışlığın, yarattığı
titreşimleri bedeninin her hücresinde hissederek, depremlerde
kaybolabilmektir aşk.
Aşk yeri geldiğinde çekip gidebilmek, yeri geldiğinde yalvarabilmektir. Sevginin onurunu ayaklar altında çiğnetmemektir aşk.
Sorgularla, arayışlarla kalıplara girmez aşk. Bir martının kanadında özgürdür. Zamansız ve yersizdir gelişleri.
Aşk yeri geldiğinde çekip gidebilmek, yeri geldiğinde yalvarabilmektir. Sevginin onurunu ayaklar altında çiğnetmemektir aşk.
Sorgularla, arayışlarla kalıplara girmez aşk. Bir martının kanadında özgürdür. Zamansız ve yersizdir gelişleri.
Hep hoş karşılanmak ve gözetilmek
ister.
Unutulmak ona göre değildir. Bir kere unuttunuz mu, hemen kaçar
gider.
Film gibi, masal gibi, rüya gibi yaşanmak ister.
Bulutsuz bir
gecede kuzey yıldızı gibi hep tek olmak ve hep parlamak ister.
Yüreğini
ışığına açabilenlerin yanı başına konar küçük bir serçe gibi. Sonra
kartal olur, şahin olur. Tarafsız olmadan sevebilenlerin can dostu olur.
Her sabahı yeniden doğmuş gibi hissettiren ve her geceyi yalnızlıkla
verilen savaşta galip bitiren aşktır.
Kendisine aşık olanları hep hüsran bekler.
Kendisine aşık olanları hep hüsran bekler.
Aşka aşık olmak, onu içine sığdırabilecek beden
bulamayanların kabusu olur. Son perdede yalnızlığın, tek kişilik oyunu
olur.
Oysa aşk, yalnızlığı iki kişilik oynayabilenlerin galasıdır hep.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder