29 Ağustos 2013 Perşembe

Aşkın Kuralsız Savaşı

Bazıları sevmeyi bilmez. 
Ne coşkuyla, hoyrat sevdalar yaratabilirler ne de bir kadifeye dokunuş yumuşaklığında dinginlik yaratabilirler ruhlarda.
Karanlıkta kaybolmuş, sürekli arayış içinde olan kayıp ruhlardır onlar. 
Kadın ve erkek olmanın kimlik savaşını veriyor olmaktan dolayı, unuturlar yüreklerinin derinliklerini. Hep saklanacak köşeler bulurlar.
Kayıp ruhlardır aslında onlar. 
Kuralsız savaşıp, ihanet etmeyecekleri, hain olmayacakları tek savaş meydanında hep haini oynarlar. Oysa aşk denen sanat, ince dantellerin yüreklerde dokunup, bedenlerin ruhlara örtü olduğu iki kişilik sevdadır.
Sözcüklerin anlamsız kalmasıdır aşk. 
Yüreklerimizde gizli kalmış, saklanmış dolu dizgin, kabına sığmayan duyguları gün ışığına çıkarabilmektir. 
Karşılık beklemeden... Rekabete girmeden.... Kimliksiz, mekansız, zamansız aşık olabilmektedir hüner. Kız Kulesi’nin yalnızlığında, karnaval neşeleri yaşatabilmektir. 
Aynasız güzelliklerin, karanlıktan aydınlığa çıkarılmasıdır.
Vivaldi’nin dört mevsiminde, yedi rengi ruhunda taşıyabilmektir aşk. 
Sevdanın, özlemin, adanmışlığın, yarattığı titreşimleri bedeninin her hücresinde hissederek, depremlerde kaybolabilmektir aşk.
Aşk yeri geldiğinde çekip gidebilmek, yeri geldiğinde yalvarabilmektir. Sevginin onurunu ayaklar altında çiğnetmemektir aşk.
Sorgularla, arayışlarla kalıplara girmez aşk. Bir martının kanadında özgürdür. Zamansız ve yersizdir gelişleri.
Hep hoş karşılanmak ve gözetilmek ister. 
Unutulmak ona göre değildir. Bir kere unuttunuz mu, hemen kaçar gider. 
Film gibi, masal gibi, rüya gibi yaşanmak ister.
Bulutsuz bir gecede kuzey yıldızı gibi hep tek olmak ve hep parlamak ister. 
Yüreğini ışığına açabilenlerin yanı başına konar küçük bir serçe gibi. Sonra kartal olur, şahin olur. Tarafsız olmadan sevebilenlerin can dostu olur. Her sabahı yeniden doğmuş gibi hissettiren ve her geceyi yalnızlıkla verilen savaşta galip bitiren aşktır.
Kendisine aşık olanları hep hüsran bekler.
Aşka aşık olmak, onu içine sığdırabilecek beden bulamayanların kabusu olur. Son perdede yalnızlığın, tek kişilik oyunu olur. 
Oysa aşk, yalnızlığı iki kişilik oynayabilenlerin galasıdır hep.

Hiç yorum yok: