22 Ağustos 2013 Perşembe

Haydi Gidelim



Tatil için hep bir kaçış planlanır. Gözlerimizi kapattığımızda, çoğu zaman; güneş, kum ve deniz imparatorluğu sınırları içinde bir ülke hayal ederiz. Bu imparatorluktaki ülkenin belli bir adresi olmasa da, nedense hep uzaklardadır.İşte size bu imparatorluğun, hayalleri süsleyen adasının adresi. Büyüleyici doğal güzellikleri ve dünya üzerinde, cennetle kıyaslanabilecek ender yerlerden biri olan İbiza, dünya jet sosyetesinin vazgeçilemeyenleri arasındaki yerini koruyor. James Brown, Naomi Campbell, Paris Hilton ve bir çok ünlü daha İbiza’nin müdavimleri arasında.
Eşimin ailesi İbiza’da yaşadığından, hemen hemen iki senede bir biz de gidiyoruz.
Yüzyıllar boyunca; Fenike, Bizans, Yunan ve Müslüman kültürlerine ev sahipliği yapmış olan, 572 km² yayılmış olan bu küçük ada, geçmişinin geleceğe taşıdığı bir kültür mozaiğine sahip.
Tatil için gelip, daha sonra, kendi deyimleri ile İbiza’ya aşık olup, yerleşik hayata geçen çok sayıda, İngiliz, Alman ve Fransız vatandaşı var. Bir çoğu kendi ülkelerinde emekli olduktan sonra adaya yerleşmişler. Daha genç olanlar ise, turizm cenneti olan bu adada, turizm sektörünün çeşitli alanlarında çalışıyorlar. Akdenizli olmanın dayanılmaz çekim gücüne kapılmışlar ve İbiza’da olmaktan dolayı çok mutlular
On sekiz kilometre uzunluğundaki sahil şeridinde, bir çok plaj bulunuyor. Bunların bir çoğu, 2004 yılında Avrupa Çevre Eğitim Vakfı ( FEE ) tarafından mavi bayrakla ödüllendirilmiş. 

Ayaklarımın altındaki beyaz kum, denizin suyu ile sarmalanırken, eşimin elini tutup ufka bakmak, güneşin damlalarının içime akmasına sebep oluyor. Güney Avrupa’nın en iyi ve en temiz plajlarına sahip olan İbiza’da, güney sahilleri daha tenha iken, kuzey sahilleri cıvıl cıvıl. Gençlik kokuyor. Dünya gençliğinin gözbebeği haline gelmiş olan İbiza’da, kendinizi yaşlı hissetmenize olanak yok. Kış mevsiminde, ki bu İbiza’da turist yoğunluğu bakımından düşük sezon olarak kabul ediliyor, daha sakin ve dinlenmek amacı ile tatil yapmak istiyorsanız, aileniz ve çocuklarınız ile gidebileceğiniz ideal bir tatil beldesi. Sıcaklığın yirmi derecenin altına, ender zamanlarda düşmesi, güneşin sürekli parlaması anlamına geliyor. Ibiza’da düşük sezonda nüfus 130.000 iken, yaz sezonunda canlanıyor ve kabına sığmayan gençliğin en gözde mekanı haline geliyor. The Economist’in haberine göre geçen sene İbiza’yı ziyaret eden turist sayısı iki milyon. Kalabalıktan hoşlanmıyor ve dinlenmek istiyorsanız, İbiza’ya kış sezonunda gitmenizi tavsiye ediyorum.

 Akşam çökerken.....
İbiza limanının karşısında; barlar, resturantlar, inci bir gerdanlık gibi yanyana dizilmişler. Masalar sokaklarda, insanlar sokaklara taşmış. Geceleri neredeyse kimse iç mekanlarda yemek yemiyor. Masaların üzerlerinde yanan mumlar, yıldızların yeryüzüne inmiş hali gibi. İnsanlar sokaklarda, scooter ya da bisiklet kiralamış, dolaşmaya devam ediyorlar. Çoğunda bir telaş var . Sanki çılgın partilere yelken açmak için, San Antonio’nun yolunu tutmak için sabırsızlanıyor gibiler. Çevrenizi bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji sarıyor. Paella yemeden ve Sangria içmeden ülkesine dönen kimse yok gibi. 
San Antonio, Ibıza’nın üçüncü büyük şehri. Ayrıca dünyadaki elektronik müziğin, en ünlü dj’lerin, çılgın partilerin başkenti. Bir çok club sabahın erken saatlerinde kapılarını müşterileri için açıyorlar. İçkilerin su gibi içildiği, gençliğin sokaklarda dahi hiç durmadan dans etmesi alışıla gelmiş bir görüntü. Club girişlerinde yaş kontrolü yok. Club’ların kapılarında, içeriye daha çok müşteri sokabilmek için yapılan çeşitli promosyonlara rastlamanız mümkün .Dünya gençliğinin akın ettiği bu küçük şehir yaz mevsiminde oldukça kalabalık. Ibıza Space, Cafe Del Már, Mambo sadece Ibıza’nın değil, dünyanın en ünlü clubları arasındalar.



Hiç yorum yok: