Yine de senaristlerin kendilerini tekrar etmekten asla vazgeçmedikleri, bazı sahneler ve konular YETER artık yani dedirtiyor insana.
İşte ilk akla gelenler..
Bir dava peşinde koşan dedektif her zaman ya sorunludur, ya asidir, ya da üsleri ile her zaman sorun yaşayan bir tiptir.
Kötü haber alındığında telefonun ahizesi mutlaka düşecektir.
Kadın kahraman; üzüntüsünü ya da atlatmakta olduğu şoku, erkek kahramanın göğsünü yumruklayarak, ya da onu göğsünden iterek belli eder. Bu sırada erkek inatla kadına sarılmaya çalışır. Bu itiş kakış bir süre devam eder, kadın ağlar adamın zoru ile saılırlar, sonra öpüşürler ve sevişirler. Ertesi gün bunun bir hata olduğuna karar verirler.
Uzaylılar her zaman kötüdür. Yemeden, içmeden insan ırkını yok etmeye çalışırlar. Başka işleri yoktur çünkü. Tüm teknolojik avantajlarına rağmen bunu başaramazlar.
Korku filmlerinde ilk ölen, ya gözlüklüdür, ya şişman ya da zenci.
Emekli olmuş tüm dedektiflerin tekne ve balıkçılık merakı vardır.
Uykudan uyanan tüm kadınlar makyajlıdır.
Bir macera filminde esas oğlan, her türlü silahı kullanabilir, her türlü aracı anahtarsız çalıştırabilir hatta helikopter ya da uçak kullanabilir.
Patlamak üzere olan bomba, patlamasına her zaman bir saniye kala devre dışı kalır.
Dünyayı her zaman Amerikalı'lar kurtarır.
NOT ALDIM
Büyük kedi kuyruğuyla oynayan küçük kediye sordu:
- Neden kuyruğunu kovalayıp duruyorsun? Küçük kedi:
- Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğunda kuyruğum olduğunu öğrendim. Kuyruğumu kovalıyorum, kovalıyorum... Nihayet onu yakaladığım zaman biliyorum ki mutluluğu da yakalamış olacağım. dedi.
Bu cevaba gülümseyen yaşlı kedi şöyle cevap verdi:
- Gençken bende senin gibi mutluluğun kuyruğumda olduğuna inanıyordum. Yıllar geçtikçe anladım ki ne zaman onu kovalasam, o benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam o hep peşimden geliyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder