ÖTEKİ YARIM
“ Şölen” kitabında, Eflatun’un savı şudur.
Eski, çok eski çağlarda, eski çok eski bir ırk vardı. Yiğit ve onurlu;
çoktan soyu tükenmiş, özünden iz kalmamış. Üyelerin de her birinde, hem
erkek ilke, hem de dişi ilke bir aradaydı, Promete de olduğu gibi. İşte
bu erdişi ( hadım) ler, yine tıpkı, Promete’nin yaptığı gibi, göklere
tırmanmaya kalkışarak, Tanrıların gazabına uğradılar. Ceza olarak her
biri ikiye bölündü. O gün, bugün kişioğlu, yeniden tam bir kaynaşma
sağlamak için, kendini bütünleyecek olan “ öteki yarının” peşindedir. O
halde aşkın anlamı, apaçık ortada. İki başka varlıktan bir tek varlık
oluşturmak için birleşmek ve birbiri içinde erimek!
Atilla İlhan
“ Yanlış kadınlar, yanlış erkekler” kitabı.
Bir Cumartesi sabahında, ılık güneşin kollarına kendinizi bırakmış,
tabir yerinde ise tam anlamı ile başka bir boyuta kaymak üzere iken bu
cümlenin geçtiği kitabın, sayfasına geldiğinizi ve bu paragrafı
okuduğunuzu hayal edin.
Ne hissedersiniz ?
Bir yıldırım tarafından çarpılmışcasına tüm duyularım adeta körleşti.
Gözlerimin önündeki karanlıkta, harfler ve kelimeler uçuşuyordu. Beni
derinden etkileyen bu paragrafı okumayı bitirdiğimde, onu nitelendirmek
için hangi uygun kelimeleri seçeceğime uzun bir süre karar veremedim.
Tek bildiğm ve emin olduğum nefesimi kesmiş olmasıydı.
Yüzyıllar boyunca, nice tükenmiş hayatlarda, sayfalarca yazılmış
kitaplarda, teknolojinin gelişmesi ile ekranlarımıza taşınmış olan tüm
filmlerde hatta kendi hayat devinimlerimiz içerisinde, aşkın ne olduğuna
dair bize empoze edilmiş olan ya da bizim onun nasıl olmasını
istediğimiz ile ilgili inançlarımız, soru işaretlerimiz tek bir paragraf
ile cevaplanmış oldu.
O gün, bugün kişioğlu, yeniden tam bir kaynaşma sağlamak için, kendini bütünleyecek olan “ öteki yarının” peşindedir.
Aslında aşk, mahir kişinin, aşkı elleri ile, alın teri ile yoğurup
hücrelerine katabilmesi, hayatı boyunca aşkı aramasından çok, “İki başka
varlıktan bir tek varlık oluşturmak için birleşmek ve birbiri içinde
erimek!” için gerekirse kendinden bile vazgeçerek, “Biz” olabilmenin gücüne erişmesidir sanırım.
KİTAP OKUYUN
![]() |
| DEMET AKBAĞ |

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder