Yunanca kökenli bir kelime olan paradoks, 17.yüzyıl itibari ile Batı dillerinde kullanılmaya başlanmış. Türkçe anlamı çelişki.
O kadar sihirli bir kelime ki, felsefe, mantıksal, matematik ve istatistiksel yaklaşımları bünyesinde barındırmakta.
Kısır döngüye sebep olan önermeler de diyebiliriz.
Felsefik anlamda buna en güzel örnek olarak Nietszche'nin şu önermesini gösterebiliriz.
"Bu dahil, bütün genellemeler yanlıştır." der Nietsche.
Paradoks konusunu bir başka yazımda detaylandıracağım.
Bugün Fransa'nın önde gelen düşünür ve yazarlarından Pascal Bruckner'in Aşk Paradoksu isimli kitabında okuyup altını çizdiğim incileri sizlerle paylaşacağım.
Pascal Bruckner, 1948 yılında Paris'de doğdu.
Hınç Ayları isimli kitabı, 1992 yılında ünlü yönetmen Roman Polanski tarafından "Acı Ay" ismi ile beyaz perdeye taşındı. Başrolünde Hugh Grant'ın olduğu bu filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.
Gelelim Aşk Paradoks'u isimli kitaptaki incilere.
"Bu kitap, şantaja boyun eğmeyip, gerçekleşmiş değişiklikleri yadsımadan tutkuların eski sahnesinden inmek istemeyenler için yazılmıştır. Günümüzün ortamından her şeyi aşktan bekliyoruz, hatta fazla şey bekliyoruz ondan."
"Sokakta sarmaş dolaş ya da lokantada masaya oturmuş iki kişi, her ikisi de cep telefonlarında bir üçüncü kişiyle sohbette. Aynı zamanda hem birlikte hem de ayrı olmanın verdiği büyük zevk."
"Birini sevmek, onu üzerindeki etkimizden serbest bırakmaktır."
"Birlikte serbest diye ne güzel ifade etmiştir toplumbilimci Francois Singly modern evliliği
Yuvanın güvenliğine evet, ama yeter ki birlikteliğin, her iki tarafının da kendini gerçekleştirme sürecinde hiçbir şeyi engellemesin. Bundan böyle her iki taraf da kendi küçük şirketine dönüşmüştür."
" Victor Hugo 1860'da düşünme özgürlüğüyle sevme özgürlüğünü yepyeni bir biçimde bağdaştırır. "Biri kalbe ilişkinken, diğeri akla ilişkindir.."
"Kocanızdan başka bir adamı mı seviyorsunuz? Öyleyse ona gidin."
" Sevilmek demek, geçip gitmek demektir. Sevmekse, kalıp sürmek demektir."
"Sigaradan bilgisayara kadar her şey, patolojik bir bağımlılık korkusunu göstermek için bir fırsattır. Hem zevk almayı hem de kuşku duymayı salık veren ve öteki ile ilişkiyi madde bağımlılığı modeline göre tasarlayan bir dönemin şizofren yapısı."
"60'lı ve 70'li yıllar...
Kadın olsun erkek olsun herkes bir emir eri olmak, hiçbir şeye karşı çıkmamak, fantezilerinin sonuna kadar gitmek istiyordu.
Peki, ne bozdu rahatlığı?"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder