22 Ekim 2013 Salı

ŞAŞKIN FELEK

Yazılarımı takip eden dostlara bir özür borçluyum.
Bildiğiniz gibi, benim yazılarım her akşam saat 19:30-20:00 saatleri arasında yayına girmekte.
Son 15 gündür, o kadar ağır bir griple boğuştum ki adeta altında ezildim. 
Feleğim şaştı.
Yeni yeni toparlanmaya çalışırken, süreç zarfında hayatım da rotasından çıktı tabii.
Anlayacağınız bu aralar koşturmalardayım.
Bu yüzden son bir kaç gündür yaşadığımız gecikmelerden ötürü sizlerden ÖZÜR DİLERİM.
Kısacası bayram tatili bir çile şeklinde başladı ve bitti.
Bazılarımız yurt dışında aldılar soluğu, bazıları tembellik haklarını kullandılar.
Ah vah nerede o eski bayramlar gibi yersiz bir polemik başlatacak değilim, merak etmeyin.
Umarım herkes yeterince dinlenebilmiştir.
İşbaşı yapılacak günün Pazartesi gününe denk gelmiş olması, Pazartesi Sendromu dozunu ikiye katlamış olsa gerek.
Ne yapacan? Mecbuuuuurrrrr...
Pazartesi Sendromu diyerek uydurulmuş olan malumunuz sendromu ben de yaşadım.
Okul sıralarında dirsek çürüttüğüm zamanlarda.
Profesyönel iş hayatımda bunu daha hafif atlatmaya çalıştım.
Belki de, iyi tarafından bakmaya çalıştım Pazartesi günlerine.
"Pazartesi ığğğğ", demedim de, sabahın köründe küfür ede ede, üstelik gece sadece beş belki altı saat uyumuşken, banyoya doğru yollanıp yüzümü yıkadım sonra ayıldım.
"Boşver be, iyi ki şikayet edeceğin bir Pazartesi günün var" dedim kendi kendime. "Ya işsiz olsaydın!!!"
İşe gittim, çalıştım.
Akşam en erken yedi gibi eve geldim.
Haftanın altı günü boyunca.
Sonra baktım bendeki Pazartesi sendromu değil.
Salı da, Çarşamba da aynı şekilde başlıyorum güne.
Günde on ile oniki saat arası çalışıyorum.
Tam yirmi sene.
İnsan yoruluyor.
Beraber çalıştığınız aptal insanlara tahammülünüz kalmıyor.
Her gün, aynı günü yaşıyor gibi hissine kapılıyor.
Tıpkı Groundhog Day filmindeki Bill Murray gibi.
Hani ters mi ters, kötümser mi kötümser hava durumu sunucusunun bir kasabada sıkışıp kalmasıyla, her gün aynı günü yine yeniden yaşadığı film.
Peki filmin konusu mu ne?
Doğru ya adam eğer her gün aynı günü yeniden, tekrar tekrar yaşıyorsa, filmin konusu bu kadar mı?
Hayır.
Kahramanımız gelişiyor, büyüyor, olgunlaşıyor.
Hayata karşı bakış açısını değiştirmek zorunda olduğunu kabulleniyor.
Üstelik her gün yeniden aynı günü yaşamasına rağmen.
İşte o zaman, sendrom falan kalmıyor ortada.
Ve aynı gün bitip, her gün yeni bir güne merhaba diyerek uyanabiliyor.
Günün getireceği sürprizleri heyecanla karşılamak üzere.
Günaydın dediği günün, aslında hayatında bir kere daha yaşanmamak üzere biteceğini bilerek.


Hiç yorum yok: