Bugün Anka Kuşu ve Sexy Ses ile kitabevinde oturuyoruz.
"Neden hala Andre'nin konseri için havaya giremedim acaba?" diye soruyorum.
"Daha erken." diye cevaplıyor beni sexy ses. Kendinden emin bir eda ile.
Haklı.
Biliyorsunuz bizimkilerle Andre Rieu konseri için İstanbul'a gidiyoruz yakında.
Havadan sudan konuşmaya başlıyoruz.
Tam anlamıyla havadan.
Günün sıcaklığından şikayetçiyim ben.
"Son sıcaklar artık" diyor sexy ses.
Anka Kuşu ise üzerine geçirmiş olduğu kalın kazağı göstererek "Ben ne diyeyim?" gibilerinden yüzüme bakıyor.
Sonra grup başlıyor yavaş yavaş kitabevinde toparlanmaya.
Kapıkulu geliyor. Ardından Ana Kraliçe.
Uzun zamandır görmediğimiz Hintli Güzeli.
Gülüşüyor, şakalaşıyor, biraz İstanbul muhabbeti yapıyoruz.
Sonra nereden nereye dizilerden açılıyor konu.
Benim son derece cahil olduığum bir konu.
Birkaç dizi dışında bildiğim yok.
Kapıkulu "Çaresiz Ev Kadınları" gibi oturuyoruz diyor gülerek.
"Kendi adına konuş" diyorum.
Herkes gülüyor kahkahalarla.
Anka Kuşu'nu Gabriela ya benzetiyoruz. Bu aralar onun sosyal hayatı pek yoğun maşallah.
Bree, Ana Kraliçe tabii.
Evine düşkünlüğü ve iyi aşçılığı yüzünden.
Sexy Ses'i Lynette'e benzetiyoruz.
Kararlı ve katı oluşundan ötürü.
"Aptal olan sana kaldı" diyorum Kapıkulu'na.
Yani Susan.
O da zaten almaya hazır üzerine. "Haklısın" diyor "Verdiğim kararlar, yaptığım seçimler ortada."
Hep beraber gülüyoruz.
Muhteşem Yüzyıl'dan kimseye yakıştıramıyorum kızları.
"Kadın yok orada be " gibi bir aptalca laf söyledikten sonra, Kapıkulu yine yapıştırıyor cevabı "Harem'de de kadın karakter bulamazsan ne diyeceğimi bilemiyorum sana"
Gülüyoruz.
"Kadın var da onlar kötü." diyorum. "Biz iyiyiz."
O sırada telefonum çalıyor.
Rahat rahat oturduğum koltuktan kalkıp, masanın başına geçiyorum şarjı takılı telefonu cevaplamak için.
Ben telefonda görüşürken, Sevgili arkadaşım Salih Egemen kapıda belirdi.
Elimle işaret ettim "Gelsene" gibilerinden.
Kızlarla selamlaştı. Ama hala kapıda.
Bir yandan da bana "Çok az vaktim var hemen gideceğim" diye seslendi.
Hemen telefonu kapatıp, kapıya yanına gittim. Yanacıklarından öptüm.
"Gelsene"dedim.
Bu arada bana, elinde tuttğu bir şeyi uzatıyor ama ben tabii çeneden farkında değilim.
Sonunda gördüm ki elinde tuttuğu, Andre Rieu'nun The Collection 2008 DVD sini uzatıyor bana.
Üç cd lik bir koleksiyon.
Orjinal.
Bakakalıyorum.
Ne kadar şaşırdığımı, nasıl sevindiğimi anlatamam.
Sarılıp, öpüyorum ve çok şey söylememe fırsat vermeden gidiyor.
Konsere gideceğimizi daha evvel onunla konuşmamıştık.
Ya da Andre Rieu'yu sevdiğimi söylediğimi.
Belli ki, burada daha evvel yazdığım "Bekle beni ANDRE" isimli yazımı okumuş.
Nasıl mutlu oldum anlatamam.
Arkamı dönüp, bizimkilere gösterdiğimde çığlıklar kopuyor.
İşte o anda havaya giriyoruz.
Çok çok teşekkür ederim Sevgili Salih Egemen.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder