İçimdeki canavar uyanıyor.
Ele geçirmek, sahiplenmek
hırsı ile yanıp tutuşuyor.
Böyle anlarda, ona bir kurban yetmiyor.
Siparişi verdikten sonra, sıkıntılı bir bekleyiş başlıyor.
Bu dönemde en
çok zarar gören,kargo şirketi oluyor.
Canavar, titreyen parmaklarına
hakim olmaya çalışarak, telefonun tuşlarına tek, tek basıyor.
Yaklaşmakta olan avının kokusunu duyabiliyor.
Kurbanının tam olarak
teslim tarihini öğrendikten sonra, o kutsal tören için kendini
hazırlıyor.
Yatak odasında, başucunda duran gece lambasının tozu her
zamankinden daha fazla itina ile alınıyor.
Daha sonra da komodinin.
Her ikisi
de kaderlerine boyun eğerek, bu işkencenin sona ermesini bekliyorlar.
Her
şey yerli yerine konulduktan sonra, canavar sıradaki kurbanı olan,
kargo şirketinin elemanını beklemeye koyuluyor.
Salondaki perdeyi,
gözükmeyecek kadar aralayarak, sokağı izlemeye başlıyor.
Az sonra
beklediği araba, caddenin başında gözüküyor.
Yüzüne haince bir gülümseme
yayılıyor.
Sokak kapısına doğru ağır adımlarla ilerledikten sonra,
kapının çalınmasını bekliyor.
Geçen her saniye, bir yıl gibi gelse de
birazdan kurbanı ile başbaşa kalacağını bilmek onu daha da
heyecanlandırıyor.
Adamın ayak sesleri gittikçe daha yakından duyulmaya
başlanıyor.
Başına geleceklerden habersiz, kolunun altına sıkıştırmış
olduğu küçük kutu ile, merdivenleri çıkmakta olan kargo elemanı,
canavarın bilmediği bir şarkı mırıldanıyor.
Az sonra kapı
çalındığında, canavar avına bir şey belli etmemek için yüzüne takındığı
sahte bir gülümseme ile kapıyı açıyor.
Kargo elemanı da, başına
geleceklerden habersiz canavara karşılık veriyor.
Cebinden çıkarttığı bir kağıt parçasını canavara uzatarak imzalamasını istiyor.
" Teslim alan, yazılı yerin üst kısmını imzalar mısınız lütfen?"
Canavar
ses çıkarmadan genç adamın gözlerine bakıyor.
Onun gözlerindeki ışığa
bakıyor.
Yaklaşık beş saniye sürecek vahşetten sonra, genç adamın
gözlerinde sönecek olan ışığa bakıyor. Ama endişelenmiyor.
Çünkü paketin
içindekileri okumayı bitirir bitirmez yeniden sipariş vereceğini
biliyor.
Kısa
süre sonra düşüncelerinden sıyrılarak, genç adamın elinde tuttuğu
kağıdı, yüzünde hain bir gülümseme ile alıyor.
Diğer eli ise cebindeki
cinayet aletini kavrıyor.
Heyecandan nefesi sıklaşıyor ve şimdiden bir
sonraki avlarının heyecanı ile yanıp tutuşuyor.
Cebinde tuttuğu, sivri
uçlu, gümüş rengi kalemi çıkardıktan sonra teslim formunu imzalıyor.
Böylece bir kargo elemanı daha tarihe karışıyor.
Sevinçle
paketi açarak, yatak odasına yöneliyor.
Aldığı kitapları, itina ile
komodinin üzerine dizdikten sonra tek tek inceliyor, sayfalarını
kokluyor, resimlerine bakıyor.
Akşamın geç saatlerinde, kendisini bir
sonraki cinayetine yaklaştıracak olan kitaplardan bir tanesinin,
sayfaları arasında kayboluyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder