Uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınız ya da tanıdığınızla karşılaştığınızı düşünün.
Nasılsın? sorusunun ardından gelecek olan soru mutlaka "Neler yapıyorsun görmeyeli?" olacaktır.
Sorunun gelmesine hazırlıklı olduğumuz andan itibaren sıkıntı sarar içimizi. "Aynı hamam aynı tas." demek acıtır bizi.
Önemli gözükmek, önemsenmek isteriz.
Kötü duruma düşmemek, hayatımızda manidar bir şeyler olduğunu ispat etme çabasına gireriz.
Sanki bize sorulan süre içerisinde; atomu parçalamak, aya gitmek, evdeki kediyi ya da köpeği klonlamak gibi sıradışı bir cevap beklemektedir karşımızdaki kişi.
Beyniniz ışık hızı ile çalışmaya başlar.
Ne bulup, söyleyeceğinize karar vermek için.
Geln böyle bir soru karşısında kullandığımız beyaz yalanlara bir göz atalım.
1) İş o kadar yoğun ki, aylardır geç saatlere kadar çalışıyorum. Başımı kaşımaya vaktim yok.
2) Bir kaç proje var beni meşgul eden, bir toplantıdan çıkıp, diğerine giriyorum.
3) Sevgilim bütün vaktimi alıyordu. Geçen hafta ayrıldım. Kendimi özlemişim.
4) Yurt dışında tatildeydim. Kurtlarımı döktüm.
Aslında bir bakıma bir yüzleşme anıdır o kendimizle.
Hayat kendi başına akıp durmakta, biz de rüzgara kapılmış bir yaprak gibi savrulmaktayızdır.
Sıkıntı yapmaya gerek yok aslında.
Arada bir savrulmak iyidir.
GÜNÜN DÖKÜNTÜSÜ
Nazarlık'tan geldi.
"Ofiste yalnızlıktan canım sıkılınca, printer ile konuşuyorum!!!!!."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder